Akran Zorbalığı, Her Zaman Gözle Görülür Değildir Hastanemizde Görevli Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzm.Dr.Meliha Ceren ERKUL NAGHIZADE Açıklamalar.
03 Kasım 2026

  • TUĞ
  • 17
  • WRDFG


AKRAN ZORBALIĞI GÖRMEZDEN GELMEYİN! HER ÇOCUK GÜVENDE VE MUTLU BÜYÜMEYİ HAK EDER!

Akran zorbalığı, bir çocuğun başka bir çocuğa karşı tekrarlayan biçimde zarar verici davranışlarda bulunması ve aralarında bir güç dengesizliğinin olmasıyla tanımlanır.

Akran Zorbalığı; Her Zaman Gözle Görülür Değildir

Hastanemiz Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Dr. Meliha Ceren ERKUL NAGHIZADE, akran zorbalığının belirtileri, çocuklar üzerindeki etkileri ve ailelerin bu süreçte dikkat etmesi gereken konular hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Her tartışma, anlaşmazlık ya da tek seferlik alay etme zorbalık değildir. Ancak tek seferlik incitici davranışlar da önemsiz değildir ve gerektiğinde müdahale edilmelidir.

Akran zorbalığı farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir:

 Fiziksel zorbalık: İtme, vurma, tekmeleme veya eşyalarına zarar verme.

 Sözel zorbalık: Lakap takma, aşağılama, tehdit etme; görünüşü ya da kişisel özellikleri üzerinden alay etme.

 İlişkisel zorbalık: Bilerek gruptan dışlama, arkadaşlık ilişkilerini bozma, başkalarını bir çocukla konuşmamaya yönlendirme veya hakkında söylenti yayma.

 Siber zorbalık: Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarında küçük düşürme, tehdit etme, incitici içerikleri yayma veya çevrim içi ortamlardan kasıtlı olarak dışlama.

Zorbalık her zaman fiziksel iz bırakmaz. Özellikle ilişkisel zorbalık, yetişkinlerin fark etmekte zorlanabileceği biçimlerde yaşanabilir.

Çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Meliha Ceren ERKUL NAGHIZADE Zorbalığa maruz kalmak; kaygı, depresif belirtiler, yalnızlık, özgüven kaybı, uyku sorunları, okuldan kaçınma ve akademik güçlüklerle ilişkili olabilir. Ayrıca kendine zarar verme ve intihar düşünceleri açısından da risk oluşturabilir. Bazı çocuklar yaşadıklarını anlatmakta zorlanabilir; davranışlarında, arkadaşlıklarında veya okula gitme isteklerinde değişiklikler görülebilir. Bu nedenle zorbalığın erken fark edilmesi ve gerekli desteğin sağlanması büyük önem taşır.

Son dönemde gündeme gelen okul şiddeti haberleri, çocuklarımızın güvenliği konusunda ailelerde ve toplumda kaygı yaratırken, çocukların kendilerini güvende ve desteklenmiş hissettikleri ortamların önemini de hatırlatıyor. Ancak şiddetin nedenlerinin çok boyutlu olduğunu ve tek bir etkene indirgenemeyeceğini de unutmamak gerekiyor.

Peki, ebeveynler ve toplum olarak ne yapabiliriz?

 Ebeveynler olarak:

  • Çocuklarımızı yargılamadan dinleyelim; yaşadıklarını küçümsemeyelim.
  • Ruh hâllerinde, arkadaşlık ilişkilerinde ve okula gitme isteklerinde değişiklikleri fark etmeye çalışalım.
  • “Sen ne yaptın da böyle oldu?” yerine “Neler yaşadığını anlamak ve sana destek olmak istiyorum” diyelim.
  • Zorbalık şüphesinde okul ile iş birliği yapalım; ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek alalım.
  • Çocuklarımıza empatiyi, farklılıklara saygıyı ve gerektiğinde yardım istemeyi kendi davranışlarımızla da gösterelim.

 Toplum olarak:

  • Aşağılamayı, dışlamayı ve incitici davranışları “şaka” diyerek normalleştirmeyelim.
  • Çocukların yaşadıklarını rahatça anlatabildikleri, kendilerini güvende ve değerli hissettikleri ortamları destekleyelim.
  • Zorbalığa tanık olduğumuzda sessiz kalmayalım; güvenli biçimde müdahale edelim ve gerektiğinde ilgili yetişkinlerden yardım isteyelim.
  • Çocukları etiketlemek veya suçlamak yerine erken fark etmeyi, önlemeyi ve destek sunmayı önceleyelim.

Unutmayalım: Zorbalığı önlemek, yalnızca çocuklara kendilerini korumayı öğretmekle mümkün değildir. Asıl sorumluluğumuz, hiçbir çocuğun kendini korumak için tek başına mücadele etmek zorunda kalmadığı güvenli ve destekleyici ortamlar oluşturmaktır.

Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi olarak çocuklarımızın ruhsal, sosyal ve fiziksel yönden sağlıklı gelişimlerini desteklemeye; toplumda farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.